Tülkü və canavarlar nağılı — hiylə və cəza

Tilki ve kurtlar masalı — kurnazlık ve ceza

Tilki ve kurtlar masalı — kurnazlık ve ceza

Tilki ve kurtlar masalı, kurnaz bir tilki, açlıktan gözü dönmüş dokuz kurt ve dikkatli bir köylünün etrafında gelişir. Masal, çocuklara kurnazlığın er ya da geç cezalandırılacağını, sabır ve uyanıklığın ise tehlikeden kurtaracağını anlatır.

Tülkü və canavarlar nağılı — hiylə və cəza

Giriş: orman kenarındaki köy

Bir varmış bir yokmuş, orman kenarında bir köy varmış. Köylüler koyun-keçi, tavuk-civciv besler, gündüz tarlada çalışır, akşam avluda dinlenirmiş. Çevredeki ormanda dokuz kurt ve bir de tilki yaşarmış. Tilki pek kurnaz, kurtlar ise epeyce safmış. Dokuz kurt köye rahat yüzü göstermez, her gün sürüye dalıp koyun-keçi kapar, ortalığı birbirine katarmış.

Kurtların baskınları ve tilkinin oyunu

Kurnaz tilki ise günaşırı köye iner, tanıdığı kümese yolu düşürür, bazen bir tavuk, bazen bir civciv kapar gidermiş. Kümese sahip köylü tilkinin elinden bıkmış usanmış; ne kadar uğraşsa da onu yakalayamazmış. Günlerden bir gün kendi kendine, “Ne pahasına olursa olsun o haramzâdeyi yakalayacağım!” demiş.

Tilkinin yakalanması ve kafes

Bir gece sabaha kadar uyumamış, kümesin yanında pusuya yatmış. Şafak sökerken tilki gelmiş; her zamanki delikten içeri süzülmüş. Köylü saklandığı yerden fırlayıp deliği kapatmış, elinde sopayla kümese dalmış. Tilkiyi bir güzel dövmeye başlamış. Ölmek üzere olduğunu anlayan tilki yalvarmış:

— Köylü baba, öldürme beni! Ne istersen veririm.

Köylünün yüreği yumuşamış; tilkiyi öldürmemiş ama sağlam bir kafese koyup ağzını sıkıca bağlamış. Sabah olunca tilki yine konuşmuş:

— Beni açlıktan öldürme, bırak ormana gideyim; hem kendime yiyecek bulayım, hem de sana iyilik edeyim.

Köylü gülmüş: “Hey püsküllü kuyruk, sen bana ne iyilik edeceksin?” Tilki ısrar etmiş, köylü de şart koşmuş.

Şartlar: “bir daha gelme” ve “dokuz kurt”

Köylü iki şart ileri sürmüş: Birincisi — serbest kaldıktan sonra bir daha buralara ayak basmayacaksın; ikincisi — ormandaki dokuz kurdu yakalayıp bana teslim edeceksin. Tilki ilkine razıymış ama ikincisinden korkarmış: “Kurtlar beni parçalar!” diye dert yanmış. Sonunda “Sen nasıl istersen öyle olsun,” deyip yalvarmış: “Yalnız beni kafesten çıkar.”

Köylü tilkinin kurnazlığını bildiği için aldanmaktan çekinmiş; yine de “Lanet olası şeytana!” deyip tilkiyi bırakmış ve sıkı sıkı uyarmış: “Bir daha elime düşersen, kendini ölmüş bil!”

Ormanda karşılaşma: tilkinin ilk hamlesi

Tilki ormana dönmüş, avını alıp karnını doyurmuş, sonra derin bir uykuya dalmış. Sabah uyanınca köylünün sözleri aklına gelmiş: “Şartlara uymazsam işim fena!” diye düşündükten sonra yine de kurnazlığına güvenmiş: “Düşünmenin faydası yok, ne olacaksa olsun,” deyip ormanda dolaşmaya başlamış. Az ileride açlıktan gözü dönmüş dokuz kurtla burun buruna gelmiş. Kurtlar onu çembere alıp saldırmak üzereyken tilki söz oyununu başlatmış:

— Kardeşler, acele etmeyin! Size nefis ceylan eti ziyafeti çektireceğim.

Ceylan sözünü duyan kurtların ağızlarının suyu akmış. “Neredeymiş, çabuk göster!” diye tutturmuşlar. Tilki de “Ardımdan gelin!” deyip öne düşmüş.

Irmak kıyısındaki tuzak: kuyruklar suda

Tilki onları köyün kenarındaki ırmağa getirmiş. “Av kolay olmaz ama sözümü dinlerseniz seher vakti ceylanlar suya geldiğinde tıka basa yersiniz,” demiş. Kurnazlık şuradaymış: dondurucu gecede kurtların kuyruklarını suya daldırtıp kıyıda oturtmuş. “Tan yeri ağarınca kuyruğu batırdığınız yerden fırlayıp ceylanların üstüne atılın,” diye tembihlemiş ve “Ben de şu kıyıda gizlenip işaret vereceğim,” bahanesiyle aradan sıyrılmış.


Tülkü və canavarlar nağılı — hiylə və cəza
Dondurucu gecede kurtların kuyrukları suda donar; tilki sazlıkta gizlenir.

Sabah cezası ve köyün kurtuluşu

Sabah olur olmaz köyün köpekleri havlaya havlaya ırmağa koşmuş. Köylüler de ellerinde sopa, yaba, kürek ne buldularsa alıp peşlerinden gelmiş. Donmuş su kurtların kuyruklarını bırakmamış; garip hayvanlar kıpırdayamamış. Köylüler onları gafil avlamış; bir güzel dövdükten sonra öldürmüş, postlarını yüzmüş. Tavuk-civciv rahat nefes almış, sürüler güvene kavuşmuş. Kümese sahip köylü de dudak altından gülümsemiş: “Ey püsküllü kuyruk, bunlar besbelli senin oyunların!”

Sonuç ve ders

Tilki ve kurtlar masalı gösterir ki, kaba kuvvet ve açgözlü istek (kurtların aceleciliği) kurnaz bir tuzağa kolayca düşebilir; ama kurnazlık da her zaman hayır getirmez: tilki, köylünün sert şartlarını unutmamalı ve bir daha köye dönmemeliydi. Çocuklar için çıkarım açıktır: açgözlülük ve acelecilik insanı belaya sürükler; sabır, uyanıklık ve doğru karar ise tehlikeden kurtarır. Ayrıca, sahte vaatlere körü körüne kanmamak gerekir — herkes sözünün ve eyleminin sorumluluğunu taşır.

Söz açıklamaları

  • Kurnazlık — başkasını aldatmaya yönelik ince hesaplı davranış.
  • Saf — kolay kanan, düşünmeden hareket eden.
  • Pusu — gizlenip ansızın yakalamak için bekleme.
  • Şafak — gün doğmadan hemen önceki aydınlık vakit.

SSS — Sıkça Sorulan Sorular

Tilki, köylüye verdiği sözde durdu mu?

Tilki canını kurtarmak için söz verdi; fakat davranışında kurnazlık ağır bastı. Masal, çocuklara sözün sorumluluğunu hatırlatır.

Kurtlar neden tilkiye inandı?

Çünkü açgözlülük ve acelecilik düşünmeyi gölgeler. Bu, çocuk için bir uyarıdır: duygularına kapılıp yanlış karar vermemek gerekir.

Masal hangi değerleri vurgular?

Uyanıklık, sabır, sorumluluk, yalan ve hileden uzak durma, topluluk dayanışması gibi değerler ön plandadır.


Kirpi Nuk Kirpi Nuk’un diğer maceralarını buradan oku.